Bu sefer uzun bir ara oldu. Sağlık sorunları, tatsızlıklar derken bu sefer de blogcuya giremez oldum. Sürekli bakım çalışması olması beni çileden çıkardı artık. Sonra taşınmaya karar verdim blogcudan. Ama biraz daha beklemeyi uygun buldum. Ne de olsa ilk göz ağrım. 3 yıllık bir emeğim var. Başka bir yerde tekrar herşeye alışmak, yeni bir düzen kurmaktansa beklemeyi uygun buldum. Hala sorunlar var blogcu da. İki gündür resim yükleyemiyorum ama basitçe kendime göre bir yol buldum. Şimdilik bununla idare edeceğim. Bu arada dönüp dönüp bloguma geldim. Yaptıklarıma emeklerime üzüldüm, gönlüm el vermedi onları bırakıp gitmeye. Hem sayfayı bu hale getirmek içinde kendimce çok emek verdim. Sonuçta web tasarımcısı değilim, deneme yanılma biraz da çalışmayla sayfam bu günlere geldi. Umarım bundan sonra benim için de yeni bir başlangıç olur. Tekrar düzenli yazacak enerjiyi bulurum. Yazamadığım süre içinde Neva biraz daha büyüdü. Şu günlerde de nedendir bilinmez, belki de 3 yaş sendromu huysuz bir kız olup çıktı. Birden herşey yolundayken sebepsiz yere ağlamalar, akıtılan gözyaşları. Ne yapacağımızı şaşırıyoruz çoğu zaman. Herşeyi ben bilirim, ben yaparım edaları. Dün akşam artık dedim ki '' sen de Lola gibisin herşeyi kendi başına yapacağını sanıyorsun'' Belki de sıcaklar bilemiyorum. Sıcak ve kuru Ankara' da bir yandan projeleri bitirmeye çalışıyorum bir yandan tatil hayalleri kuruyorum. Tek istediğim bir ağacın dibinde uzanmak, mayışmak, kitap okumak, uyumak. Neva' nın mayosunu aylar öncesinden hazırladık. Ama bu sene evdeki hesap çarşıya uymadı. Yine de izin alınca birşeyler yapmayı düşünüyoruz. Çok güzel kitaplar okudum, yeni kitaplar aldım. Yatağımın yanındaki komidinin üzeri okunan ve okunacak olan kitaplarla dolu. Onları orada görmeyi seviyorum. Temmmuz ayı düğün ayı. Neredeyse her haftasonu bir düğüne, nikaha gittik. Her seferinde de Neva '' anne benim düğünüme mi gidiyoruz '' diye sevinçle soruyor. Daha vakit var bebeğim. Ne olur sen o kadar hızlı büyüme, herşey zaten çok çabuk değişiyor...
Haftasonları Neva için etkinlik zamanı.
Dışarıya çıkma, sokaklarda dolaşma, kurabiye yapma zamanı.
Artık minik kızım gün geçtikçe bana yardım etmeye, kendi işlerini kendisi yapmaya başladı.
Mesela bu haftasonu tezgaha oturdu.
Ben nasıl unu eliyorum, çikolatalar nasıl küçük parçalara ayrılır,
kaç tane yumurta koyuyoruz hepsini öğrendi.
Unu o ekledi karıştırma kabına, tek tek karışımdan parçalar alıp nasıl yerleştiriyorum
tepsiye hepsini dikkatle izledi.
Fırının başında beraber bekledik.
Çıkan kurabiyelere Neva kendisi batırdı tek tek bonibonları, istediği renklere göre.
Henüz soğumadan çilekli sütle beraber yedik kurabiyelerimizi yan yana koltuklarda.
Sonra yorumlar yaptık seninkinde daha mı fazla çikolata parçaları var acaba!
Bana tarifler verdi kendince.
- biyaz un koyuyoruz, sonra şeker ama çok,
numurta koyuyoruz,
şöyle çıpıyoruz,
donapes, üzerine tuz,
fırına veriyoruz.
Eline sağlık anne!
İşte bu tüm yorgunlukları alan sihirli cümle!
Beraber vakit geçirmekten çok hoşlanıyoruz.
Beraber Lola' yı izleyip, gökten yağmur şeklinde düşen bezelyeler eşliğinde
biz de bezelye ayıklıyoruz.
Sonra o tekrar tezgaha tırmanıyor.
-Aaaa donapes unuttuk anne diye bana talimat veriyor.
Yatağı düzeltirken bir ucundan da o tutuyor.
Kendi çoraplarını asma işi kesinlikle onun, kimselere vermez.
Bir anda bakıyorum ki yanımda bir ufaklık bitmiş, boyu henüz belime yetişmeyen, meraklı gözlerle benim her yaptığımı izleyen.
Hapşurunca içerden bir ses gelir hemen '' çok yaşa '' diye.
Yalnız olmadığımı anlarım o an.
Bu '' çok yaşa '' pekçok şeye iyi gelir.
Yatakta yan yana yatarken günün '' mutlu anlar - mutsuz anlar'' ını konuşuruz.
Ben unutsam da o hatırlatır hemen.
İlk önce mutsuz anlar.
Yaptığı yanlışları ben söylemeden kendi söyler, kabüllenir hatasını.
Ben de onun sayesinde düşünürüm günü, mutlu anlar- mutsuz anlar nelerdi diye.
Küçük ama hergün ondan yeni birşey öğreniyoruz.
Küçük şeylerle mutlu olmayı, sımsıkı sarılmayı...
Günlerle beraber büyüyoruz hepbirlikte.
Her gece uyumadan önce babasıyla yatakta sohbet ediyorlar.
Bugün bizi mutlu eden 3 şey,
bugün bizi mutsuz eden 3 şey ve
yaptığımız yanlışlar.
Neva' nın cevapları:
1- Annem işe gittiğinde üzüldüm ama sonra gelince mutlu oldum
2- Sakız çiğnedim
3- Kırmızı sakız çiğnedim
Yaptığım yanlışlar:
1- Duvara tükürdüm
2- Tocuğa ( çocuğa yani bebeğine kızmışta ) tükürdüm
3- Çorapsız gezdim
Tüm bunları büyük ciddiyetle düşünüyormuş gibi yaparak, bir gözünü kısıp
bir elini çenesine dayıyarak yapıyor. Aklına bişey gelmeyince de hadi sen de bi düşün
bakalım diyor:)
Böylece her gece Neva sayesinde günü gözden geçiriyoruz.
1- Akşam gelince sana sarıldım çok mutlu oldum
2- Banyo yaptık çok güzeldi
3- Yatakta zıpladık
Siz de bu gece yatağınıza yatınca bir düşünün bakalım bugün sizi mutlu eden 3 şey ve mutsuz eden 3 şey neydi.
Sabah evden çıkarken bahçenin mis gibi kokusu burnuma geliyor. Evden dışarıyı seyrederken bir bakıyoruz Neva' yla kurumuş sandığımız tüm agaçlar yemyeşil. Çoğu çiçek açtı bile. Kuş cıvıltıları sabah yürüyüşlerime eşlik ediyor. Sessizse ortalık bir de onların cıvıltılarını hemen fark edebiliyor insan.
Yoksa günün telaşı başladığında bu sesler trafik, gürültü ve tüm o
karmaşa da yok oluyor. Aslında hep oradalar aslında ama biz
duyamıyoruz. Haftasonu tam da mayıs ayına yakışır harika bir yağmur vardı. Pencereyi açıp yağmuru seyre dalıyoruz. Hava serinlemiş olsa da mis gibi kokuyor. Bu yağmurlar yakında yerini kavurucu sıcaklara bırakacak. Hem bugün yaz mevsiminin başlangıcı, '' Hıdırellez ''. Bu demek ki toprak suya doydu, ısıya doydu. Cemreler bir bir düştü. Belki haberimiz oldu belki olmadı. Cemrelerin düştüğü günler hava daha bir ısındı, sabah uyandığımız da sebepsiz bir mutluluk sardı içimizi. Gökyüzü o günlerde daha bir maviydi. Bulutlar pamuk gibi bir oradan bir oraya savruldu. O günler keyfimiz tam da istediğimiz gibiydi. Yoksa siz fark etmediniz mi!
Takvime o yılın cemreleri bir bir işaretlenmeli, o gün bizim içimize de
bir cemre düşmeli, tüm kederleri bir kenara bırakmalıyız. Ben çok severim kışın ardından uyanan doğayı, mis gibi toprak kokusunu hele ki yağmur sonrası. Bugün Hıdırellez. Daha önce yazmışım nasıl olsa Hıdır ve İlyas peygamberin buluşmasını. Dilekler, istekler hiç bitmez. Her yıl yenileri eklenir listeye. Bu yıl ki dileğim çok gizli değil aslında. Bizi tanıyan herkesin yakından bildiği bir dilek. Ama ne olursa olsun, yeni başlangıçları hep severim. Siz siz olun yarını yeni bir başlangıç olarak kabül edin. Sabah kendiniz için yeni bir şey yapın. Yarına özel yeni bir şeyler giyin. Yeni bir fincanda kahve için. Masanıza papatya koyun. Ama mutlaka yeni bir ilk olsun sizin için.
Küçükken büyüyüp bu yaşlara geleceğimi hiç hayal edemezdim. Sıcak ve sıkıcı yaz tatillerinde, öğleden sonraları yatağa uzandığım da aklımdan geçerdi
acaba nasıl bir hayat beni bekliyor. O kadar küçüktüm ve dünya o kadar
büyüktü ki ben düşünmeye başladıkça korkar, ileri ki yaşlarımı hayal
bile edemezdim. Zaman hızla geçti. Şimdi ki yaşımda olanlar eskiden bana çok ama çok '' kocaman '' gelir, erkekler kelli felli adam, kadınlarsa şişman ve etrafları çocukla dolu olurdu. Oysa günümüzde artık hiç öyle değil. Neredeyse 30' lu yaşlar herkesin beklediği bir milat, çok daha kıymeti bilinen yaşlar.
Sanki 30. yaş günü için bir tepeye tırmanıyoruz ağır ağır ve sabırla.
Sonra çıkınca oraya, aslında hiçbirşeyin değişmediğini, günlerin
yine kendi döngüsünde devam ettiğini görüyoruz. İşte bu yüzden artık hele de '' Neva '' doğduğundan beri yaşımı soranlara şöyle bir an bakıyorum. Sahi ben kaç yaşındaydım. '' Kızım 3 yaşında '' diyorum:))
Bugün de sıradan bir gün olarak başladı ama daha ilk saatlerinde beni
öyle bir heyecanlandırdı ki tüm gün ayaklarım yerden kesilmiş olarak
gezdim. Hayatta başıma gelen en güzel şey aşkım, benim için bir sürpriz hazırlamış. Sakın telefonunu yanından ayırma dedi ve bekle. O kadar heyecanla bekledim ki! Hayatımda ilk defa canlı yayına katıldım. Best Fm' den aradılar. Arzu hanım sizi yayına alıyor diye. Dondum kaldım. Telefonda ki Arzu' nun sesi ve şen kahkaları bana unutulmaz bir '' doğumgünü '' hediyesi oldu. Canım benim yanımda olamasa ve aramızdaki uzaklığa rağmen yine yapmıştı yapacağını. Ben Arzu' yu yıllardır dinlerim. Her sabah programını mutlaka takip ederim. Yıllar içinde sohbetlerde hep adı geçti, ondan öğrendiklerimi paylaştım ben de. BaBa_HaKaN Arzu' yla dün konuşmuş ve bana sürpriz yapmak istediğini söylemiş. Arzu' da hemen telefon numaramı almış. Karşımda onun sesini duyunca inanamadım. Benim hayatta yapamayacağım birşey çünkü. Arzu dedi ki bu zamanda böyle erkek bulunmaz, onun için ben de bu sürprize katıldım. Ne konuştum hiç hatırlamıyorum. Ama sonrasında da göz yaşlarımı tutamadım. Benim aşkım işte böyledir. Her zaman bana sürprizler yapan hep O' dur. Yağmur altında taaa uzaklardan gelip beni bekleyen ve şaşırtan da yine O' dur. Dergilerim çıktığında ben almasam da ilk alıp getiren de O' dur. Hiç olmadık yerlere hediye paketlerini saklayan da O' dur. Çok şanslıyım biliyorum. Bana böyle değer veren bir eşim, dünyalar tatlısı bir kızım olduğu için. Ağzımızın tadı hiç bozulmasın tek dileğim. Küçükken yatağım da uzanmış bu günleri düşünürken hiç tahmin edemezdim bu anları. Hayat sana teşekkür ederim tüm verdiklerin için!
Minik kızım Neva aramıza 23 nisan 2005 tarihinde bir süpriz yaparak erkenden katıldı. Burada ona ve bizim günlük yaşantımıza ilişkin paylaşımlar yer alacak.